Alman iş kültürü Türk profesyoneli nasıl şaşırtıyor
Toplantı saatinde başlıyor, geri bildirim sert geliyor, akşam altıdan sonra kimse yazmıyor. Almanya'ya taşınan Türk profesyonelin ilk yılda yanlış okuduğu kurallar ve arkalarındaki mantık.

İlk toplantında saat dokuzu bir dakika geçe kapı kapanıyor, gündemin ilk maddesi okunmaya başlıyor. Kimse seni beklemiyor, kimse kızmıyor da. Türkiye'de alıştığın ısınma faslı yok, hal hatır yok, kahve siparişi yok. Onuncu dakikada ikinci maddeye geçilmiş oluyor.
Taşınan çoğu kişinin aklında bu sahne "soğuk insanlar" diye kalıyor. Birkaç ay sonra aynı sahne başka türlü okunmaya başlıyor. Toplantı erken bitiyor, çünkü kimin ne konuşacağı önceden yazılmış. Kimse seni beklemiyor, çünkü yarın senin de kimseyi beklemen gerekmeyecek.
Takvim ortak mülktür
Bir toplantının başlama saati Almanya'da öneri sayılmıyor. Arkasında nezaketten çok basit bir aritmetik var. Salondaki sekiz kişinin sekizinin de bir sonraki işi takvime çoktan yazılmış durumda, senin on dakikan onların seksen dakikası oluyor.
Aynı mantık toplantının sonunda da işliyor. Saat dolduğunda konu kapanmamışsa madde bir sonrakine aktarılıyor, kimse uzatmıyor. Türkiye'den gelen profesyonelin ilk aylarda en çok yadırgadığı yer burası. Konu yarım kalıyor, takvim korunuyor.
Gündem de öyle. Toplantıya çağıran kişi maddeleri, süreleri ve kimin konuşacağını önceden yazıp gönderiyor. Gündemsiz çağrı çoğu ekipte kibarca geri çevriliyor. İlk bakışta ağır bir bürokrasi gibi duruyor, üçüncü ayında listeyi sen de yazmaya başlıyorsun.
Sert geri bildirim düşmanlık sayılmıyor
Bir meslektaşın toplantı ortasında "bu çözüm çalışmaz, şu yüzden" demesi kişisel bir saldırı değil. Cümlenin öznesi sensin diye düşünmek Türkiye alışkanlığı. Burada cümlenin öznesi iş.
Aynı kişi yarım saat sonra seninle öğle yemeğine çıkıyor ve konuyu hiç açmıyor, çünkü o madde kapandı. Ters yönü de aynı işliyor. Beğendiğin işi överken de abartmıyorsun, neyin işe yaradığını yazıyorsun. Övgü de eleştiri gibi işin üstüne kuruluyor.
Bu dili ilk aylarda sert bulman normal. Kırıcı geldiğini düşündüğün cümleyi bir kere daha oku, içinde senin hakkında tek kelime var mı diye bak. Çoğu zaman yoktur.
Hiyerarşi yetki sınırı demek
Alman şirketinde kimin neye karar verebileceği yazılıdır. Bu çizgiyi atlayıp üç kademe yukarıya yazmak Türkiye'de bazen işi hızlandırır, burada çoğu zaman yavaşlatır. Direktör soruyu kendi cevaplamıyor, seni ilgili müdüre yönlendiriyor, o müdür de konuya artık ikinci elden giriyor.
Arkasında hürmet arayışı yok, sorumluluk paylaşımı var. Yetki dağılımı aynı zamanda hesap verme dağılımı. Bir müdürün alanına dışarıdan karar girerse sonucun hesabını kimin vereceği bulanıklaşıyor.
Bunun rahatlatıcı tarafını genelde ikinci yılda fark ediyorsun. Senin alanına da kimse dışarıdan karışmıyor.
Feierabend gerçek bir sınırdır
Akşam altıdan sonra attığın mesaj çoğu ekipte ertesi sabah cevaplanıyor ve bu bir tavır sayılmıyor. Almancada mesai sonrasının kendi adı var, Feierabend. Kelime işin bittiği anı anlatıyor ve günlük konuşmada gerçekten kullanılıyor.
İzin de aynı çerçeveye oturuyor. Yıllık iznin yasal alt sınırı, haftada beş gün çalışan biri için yirmi iş günü. Şirketlerin büyük bölümü yirmi beş ile otuz gün arası veriyor. İzindeki kişiye iş yazmak ayıp sayılıyor, işini vekili devralıyor.
Türkiye'den gelen biri ilk yıl bu sınırı genelde kendi eliyle deliyor. Akşam mesaj atıyor, izinde telefon açıyor, hafta sonu dosya gönderiyor. Karşı taraf bunu çalışkanlık diye okumuyor, sınır tanımama diye okuyor.
Kağıt seni korur
Almanya'da konuşulan şey yazılıyor. Toplantı notu, karar kaydı, e-posta zinciri. İlk bakışta yavaş işleyen bir düzen, ama işine yarayan taraf sensin.
Sözleşmende yazmayan söz, verildiği anda kaybolmuş sayılıyor. Yan haklar, uzaktan çalışma günleri, taşınma desteği, hepsi teklif mektubuna girmeli. Anlaşmazlık çıktığında bakılacak yer o kağıt oluyor.
Şirket içinde İnsan Kaynakları senin temsilcin sayılmıyor, şirketin birimi olarak çalışıyor. Çalışan tarafında Betriebsrat var, yani işçi temsil kurulu. Beş ve üzeri sürekli çalışanı olan işyerlerinde kurulabiliyor, işten çıkarma ve çalışma saatleri gibi konularda söz hakkı taşıyor. Şirketinde varsa ilk aylarda kimin sorumlu olduğunu öğren.
Deneme süresi de yazılı bir kural. En fazla altı ay olabiliyor ve o süre içinde iki hafta ihbarla iki taraf da ayrılabiliyor. Altı ay dolduktan sonra ondan fazla çalışanı olan işyerlerinde işten çıkarma koruması devreye giriyor. Yani ilk altı ay iki taraf için deneme, sonrası bambaşka bir hukuk.
İlk yıl için tek tavsiye
Kültür farkını kişilik farkı sanmak en pahalı hata. Meslektaşın sana mesafeli davranıyorsa seni sevmediğinden olmayabilir, sınırı koruduğundan olabilir. Aynı kişi altıncı ayda seni evine davet ediyor.
Somut bir başlangıç istersen şöyle yap. İlk toplantına gündemle git, on dakika erken çık, akşam yazacağın mesajı ertesi sabaha bırak. Birkaç hafta sonra sistemin sana yük bindirmediğini, tersine yükü paylaştırdığını fark edeceksin.
İlan okurken de bunu ara. Çalışma saatleri, uzaktan çalışma politikası ve şirkette işçi temsil kurulu olup olmadığı mülakatta sorulabilecek şeyler. Catchjob Almanya, Hollanda ve Birleşik Krallık'ta vize sponsorluğu sunan ilanları günlük olarak e-postana getiriyor, geri kalanını mülakat masasında sen soruyorsun.
Ücretsiz bülten
Bu içerik faydalı olduysa
Her Cuma Avrupa iş ilanı özetini gelen kutuna gönderiyoruz.
